Su ürünleri işlemesine sanatçı inceliği geldi

Su ürünleri işlemesine sanatçı inceliği geldi


Su ürünleri işlemesine sanatçı inceliği geldi

İşleme teknolojisinde yaşanan baş döndürücü değişim ve gelişim ürünlerin taze ya da dondurulmuş tüketilmesinin yanı sıra market raflarında da yer almasını sağladı. Zengin su ürünleri potansiyeline sahip ülkemizde işleme teknolojisi artık, sanatçı inceliğinde yapılıyor.

Ülkemizde kalamarı ahtapotu, karidesi ya ızgarada ya da yağda pişirerek soframıza koyduğumuz günler çok da uzakta değil. Zaman ne kadar hızla akıyorsa insanoğlu da o kadar çabuk ayak uyduruyor kuşkusuz. Bundan 15 yıl kadar önce birkaç firma az sayıda su canlısını işleyebiliyordu. Avlanan ya da üretilen su dünyasının türleri taze tüketilmek zorundaydı. Birkaç gün içerisinde tüketiciye ulaşamazsa ne yazık ki çöpe gidiyordu. Çok ciddi bir ekonomik değeri çöpe atmak ülke için önemli bir gelir kaybıydı. Üretilen bunca su canlısının daha uzun süre raf ömrüne sahip ürünlere dönüştürülmesi için yetişmiş eleman, devasa ve karmaşık makineler, geniş bir kitleye hitap edebilmesi için de sanatçı ustalığı gerekmekteydi. Et ağırlıklı mutfak kültürüne sahip bir toplum olduğumuz için üretilecek mahsullerin pazarlama safhası da çok önemliydi.

İlkleri yaratmak hep zor oldu

Birkaç cesur yatırımcıyla yola çıkıldı. Önce yurt dışı pazarına dondurulmuş ürünlerle gidildi. Bu ürünler genelde ülkemizde çok fazla tüketilmiyordu. Yıllarca salyangoz, kurbağa, kerevit gibi canlılar, yurt dışı için hazırlanıp pazara sunuluyordu. Çocukluğumuzda her yerde reklamını gördüğümüz Dardanel Ton konservesinin girmediği ev kalmamıştır herhalde. Düşünün bu ürün için ne kadar büyük ve uzun süren reklam kampanyaları yapıldı. Sonuç; tüm dünyaya satılan bir ürünümüz ulusal gururumuz oldu.

Eğitim zaman aldı

Yıllar geçtikçe su canlılarının besin değerleri yeni kuşaklarca daha iyi anlaşılmaya başlandı. Bu konuda açılan fakültelerden dünyanın birçok ülkesine iş ya da eğitim amacıyla giden gençlerimiz ülkeye dönüp işleme tesislerinde boy gösterdi. Ürün yelpazesi o kadar hızlı gelişiyordu ki balıkların da her tür işlenmiş ürün haline getirilmesi aşama aşama Aralık 2008 gerçekleşiyordu. Dünyanın hemen her yerine dondurulmuş ve ambalajlanmış, üzerinde Türk Malı damgası olan markalı, mükemmel ürünler ihraç edilmeye başlandı.

Birbirinden farklı ürünler

Bir kasa sardalye belli bir fiyata satılırken bir kasa balıktan elde edilen işlenmiş sardalye ürünleri onlarca kat fazla kazanç getiriyor artık. Eskiden balık avlamada yem olarak kullanılan, ekonomik değeri çok düşük olan çimçim dediğimiz, karidesin alt türü olan su canlısı işleme tekniklerinin gelişimiyle birçok ürünle beraber kullanılarak sofralarımıza geliyor. Bu ürün de işletmeye ciddi bir girdi sağlıyor. Kalamarın birçok değişik tekniklerle işlenmesi, ahtapotun, karidesin, hamsinin, sübyenin, mükemmel bir işçilikle dünya gurmelerinin övgüsünü alması, ne kadar iyi işler yapıldığının bir göstergesi.

İleri işleme teknolojisi başarıldı

Sıra birçok balığın ileri işleme teknolojisiyle hazır yemek haline dönüştürülmesine geldi. Alabalığın fümesi yıllardır başarıyla yapıldı, pazarlandı ve dünya marketlerindeki yerini aldı. Denizlerimizdeki çiftliklerden gelen 60 bin ton kadar çipura ve levrek stoğu her yıl ekonomiye dahil oluyor. İnsanımız, kültür tavuğu gibi kültür balığına da yavaş yavaş sahip çıkmaya başladı. Hem ucuz hem de çok sağlıklı bir protein kaynağını son birkaç yıldır ileri işlemeyle dünyaya sunmaya başladık. Bu hazır balık ürünleri üretilirken kullanılan baharatlar, sebzeler, zeytinyağları ve birçok doğal ürün de balıkla beraber pazarlanır hale geldi.

Modern tesisler yayılıyor

Bir işleme tesisi kurmak milyonlarca euro harcanarak gerçekleşiyor. Yetişmiş eleman, teknik ve konunun uzmanı yöneticiler, pazarlama zinciriyle çok güçlü birimler oluşturulmak zorunda. Adana şehrinde gerçekten dünya standartlarının üzerinde üretim yapan Pakyürek İşleme Tesisleri 1960 yılından bu yana gelişimini hızla sürdürüyor. İleri işlenmiş ürünler yaratma, marka haline getirme, bunları iç ve dış pazara sunma konusunda dünya devleriyle yarışıyor.

MezzeMarin’i dünya mutfağına kazandırdı

İşleme konusundaki gelişimimizi gözler önüne sermesi açısından çok iyi bir örnek oluşturan Pakyürek firmasını daha yakından tanımak için, Adana’nın köklü ailelerinden Pakyürek’in genç nesil başarılı yöneticisi Selami Pakyürek’i konuk ettik. Konuşmamızda sektörümüzün geleceği için olası birçok yeniliğin ve gelişimin sinyallerini aldık.

SD: Pakyürek tesisleri nasıl ve ne zaman kuruldu? Bize kendinizden bahseder misiniz?
SP: Şirketimiz, Pakyürek A.Ş.’yi, 1960 yılında rahmetli babam, Nizamettin Pakyürek ve amcam Kemal Pakyürek birlikte kurmuşlar. Bir başka deyişle, Pakyürek A.Ş. bir aile şirketi. Bense Amerika’da işletme ve pazarlama eğitimi aldıktan sonra 3’üncü jenerasyon olarak 1998 senesinde işe başladım. Çeşitli kademelerde çalıştıktan sonra halen bulunduğum genel müdür yardımcılığı görevimi yürütüyorum. Aynı zamanda Akdeniz İhracatçı Birliği’nde de yönetim kurulu üyesiyim.

SD: Özellikle hangi ürünleri işliyorsunuz?
SP: İlk kurulduğumuz dönemlerde pamuk işleme ve tekstil üzerine çalıştık. Bu iştigal konusuna ek olarak, 1975 senesinde kara salyangozu ve kurbağa bacağı işleme tesisi kurduk. Su ürünleriyle ise 1980’li yıllarda tanıştık. Uzun seneler çeşitli taze donmuş ve soğutulmuş balık fileto, pastörize yengeç eti ve kabuklu deniz mahsulleri ihracatı yaptık. Bunun yanı sıra Avrupa ve Amerika’nın büyük firmalarına taze ürün hazırladık. 2006 senesi de “MezzeMarin” markasının yaratıldığı yıl oldu.

Deniz ürünlerinde lider

SD: Türkiye’de yaygın bir satışıolduğunu biliyoruz.
SP: Evet, kısa zamanda Türkiye’de 700 satış noktasına ulaşıldı. Metro, Real, Migros, Tansaş gibi ulusal marketlerde ürünlerimiz yer alıyor. Bununla birlikte yine MezzeMarin markasıyla Yunanistan ve İngiltere’nin ünlü marketlerinin raflarını süsleme hedefine ulaşıldı. Pakyürek A.Ş. hali hazırda Amerika ve Avrupa’ya işlenmiş deniz ürünleri satıyor. Pazar payını artırmak için çağın ve sektörün gereklerini ve hatta daha fazlasını yerine getirmek için çalışıyoruz. Sabırlı ve istikrarlı bir şekilde ilerliyoruz.

SD: İç ve dış pazardaki yerinizi anlatır mısınız?
SP:İç pazarda deniz ürünlerinde kendi kulvarımızda lider konumdayız. Marine su ürünleri Mezzemarin ürünler olarak anılıyor, bundan çok memnunuz. Dış pazarlara kendi markamızla ürün ihraç edebiliyoruz. Selpak denilince nasıl kağıt mendil akla geliyorsa, biz de sektörde Mezzemarin olmayı istiyoruz. Müşterilerin, su ürünleri ararken doğrudan bizim markamız Mezzemarin’i istemeleri bizi inanılmaz motive ediyor. Tüm bunlar çok kısa bir sürede geliştiği için daha iyilerini yapacağımıza inanıyoruz. Salyangoz (escargot) ihracı konusunda da Türkiye’de her zaman ilk üç firmadan biri olmayı başardık! Nitekim bu yıl AKİB tarafından yılın en fazla ihracatını gerçekleştirdiğimiz için Sayın Kürşad Tüzmen’den ödülümüzü aldık.

Her damağa göre lezzet


SD: En çok güvendiğiniz ürünlerneler ve ne gibi özelliklere sahip?
SP:Damak tadı insandan insana değişiyor. Bilimsel olarak da kanıtlanmış bir durum bu. Dildeki reseptörler bizim değişik tatlara tepki vermemizi sağlıyor. Çoğunlukla da alışkanlıklarımız tüketimlerimizi belirliyor! Biz de bundan ilham alarak çok çeşitli ürünler geliştirdik. Herkesi de ürünlerimizi tatmaya davet ediyoruz. Özellikle marine edilmiş füme levrek ve hamsiyi, donuklardan da karidesli makarnayı ve gerçek yengeç köftesini (bluecrab cake) kaçırmayın!

SD: İşleme tesislerinin geleceğininasıl görüyorsunuz?
SP:Şu anda açıkçası çok büyük rekabet içerisindeyiz. Özellikle Çin, Hindistan ve Fas bizleri gelecek açısından endişelendiriyor. Bizim gibi şirketlere ivedi şekilde çeşitli teşviklerin verilmesi gerekiyor. Ayrıca işçilik ücretleri de bizleri düşündürüyor! Ayrıca, dünyada yaşanan krizin bize etkisi de kötü oldu. Az satan ürünlerimizi bile raflardan kaldırdık. Her konuda da verimli olmaya çalışıyoruz.

İki Uluslararası Ödül

Özellikle son model teknolojiyi kullandıklarını belirten Pakyürek, “Makinelerimiz arasında, tam otomatik paketleme makinesi, vakum makinesi, etiketleme makinesi, metal detektör, palet streçleme makinesi bulunuyor. Özellikle Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetlerine ciddi bir bütçe harcıyoruz. Ürün geliştirme çalışmalarımızda hammadde tedarik şartlarını dikkate alıyoruz. Tedarikte sıkıntı çekeceğimiz ürünleri ise tercih etmiyoruz. Bütün bunların karşılığını almak ise bizi onurlandırıyor. Son olarak Moskova Fuarı’nda füme hamsi ürünümüzle Altın Madalya ve Brüksel Fuarı’nda da En İyi Ödül yarışmasında finalist olmanın gururunu yaşıyoruz” diyor.

© tüm hakları saklıdır. 2016 pakyürek